Kamudan Özele Hastanelerde Dışarıdan Hizmet Alımı

Kamudan Özele Hastanelerde Dışarıdan Hizmet Alımı

Hastanelerin ihtiyaç duydukları bazı hizmetleri dışarıdan satın almasının kolaylaştırılması, bu tür hizmet alımlarının sağlık sektörüne giderek egemen olmasına yol açıyor. Kamu kuruluşlarında olduğu kadar özel kuruluşlarda da dışarıdan hizmet alımı yapılıyor.

Saynur Çetiner

Hastane Dergisi

Hastanelerde Dış Hizmet Alımı Artıyor 

Hastanelerin ihtiyaç duydukları bazı hizmetleri dışarıdan satın almasının kolaylaştırılması, bu tür hizmet alımlarının sağlık sektörüne giderek egemen olmasına yol açıyor. Kamu kuruluşlarında olduğu kadar özel kuruluşlarda da dışarıdan hizmet alımı yapılıyor.

Özel sektöre getirilen kısıtlamalar sonucunda özel kuruluşların dışarıdan hizmet alımı konusunda daha seçici ve kısıtlı davrandıkları gözlenirken kamu kuruluşlarında aynı kaygılarla davranıldığını söylemek güç görünüyor. Türkiye genelinde “sağlıkta taşeronlaşmaya hayır” sloganını öne çıkaran meslek örgütlerinin eylemlilikleri de daha çok kamu kuruluşlarında yaşanan durumu öne çıkarıyor.

Hastanelerin ihtiyaç duydukları bazı hizmetleri dışarıdan satın almasının kolaylaştırılması, bu tür hizmet alımlarının sağlık sektörüne giderek egemen olmasına yol açıyor. Öyle ki yaklaşık on yıl önce sağlık alanında dışarıdan hizmet veren firmaların bünyesinde çalışan 20 bin kişi varken bugün bu rakamın 120 bin kişiyi geçtiği ifade ediliyor. Kamu kuruluşlarında olduğu kadar özel kuruluşlarda da dışarıdan hizmet alımı yapılıyor. Özel sektöre getirilen kısıtlamalar sonucunda özel kuruluşların dışarıdan hizmet alımı konusunda daha seçici ve kısıtlı davrandıkları gözlenirken kamu kuruluşlarında aynı kaygılarla davranıldığını söylemek güç görünüyor.

Verimlilik gerekçesiyle teşvik edilen dışarıdan hizmet alımlarının, çalışan hakları açısından fazlasıyla sorunlu bir alan yarattığını ifade eden çevrelerin tepkileriyse gün geçtikçe büyüyor. Türkiye genelinde “sağlıkta taşeronlaşmaya hayır” sloganını öne çıkaran meslek örgütlerinin eylemliliklerindeyse daha çok kamu sağlık çalışanlarının durumu öne çıkarılıyor. Sağlık kuruluşlarına dışarıdan hizmet veren firmalara bağlı çalışanların sosyal ve özlük haklarının ya olmaması ya da çok sınırlı tutulması, sisteme karşı çıkışın en önemli gerekçeleri arasında yer alıyor. Bununla birlikte, bu tür firmalar bünyesinde düşük ücretle ve özlük haklarından yoksun olarak çalışanların, hastane içi hizmetlerde ve olmamaları gereken alanlarda çalıştıklarına dair de çok güçlü karşı çıkışlar dikkat çekiyor.

Hastane Dergisi için, dışarıdan hizmet alımlarını mercek altına aldığımız dosya çalışmamızı tamamladığımız sırada tam da konunun bu yanına dikkat çeken bir elektronik mektup aldık. Derginin baskıya girecek olması nedeniyle ne yazık ki adı geçen sağlık kuruluşunu ziyaret ederek yaşandığı ileri sürülen aksaklıklara dair yerinde görüş alacak zamanı yaratamadık, yetkililerinse telefona çıkacak zamanları olmadı. Benzer olayların çok sık kamuoyuna mal olduğunu dikkate alıp, bize başvurarak dertlerini anlatmaya çalışan kişilerin tanıklığını sayfalarımızda okurlarımızla paylaşmayı yararlı bulduk. Görsel araçlarla da desteklenen bu mektubu, gönderenin isteği üzerine kimliğini gizli tutarak ve özetleyerek aktarıyoruz:

“İnsan sağlık ve adabını düşünen bir kişi olarak size yazıyorum. K.. D.. H.. ameliyathanesinde çalışan 7 taşeron, temizlik yapıyor olarak gözükmekte olsa da hastanede çalışanların da çok iyi bildiği üzere doğum ve kadın hastalıkları vs. gibi ameliyatlara temizlik personelleri de giriyorlar. Herhangi bir yetki, sertifika, dayanak olmadan bu tarz ameliyatlara sorumluluk almayan kişiler nasıl girebilirler? Uyuşturucu tarzı ilaçların, milyonluk malzemelerin olduğu, insanın anadan doğma anestezi alarak girdiği ameliyatlara taşeronların girmesi ne kadar etik? Konu İl Sağlık Müdürlüğü bünyesince de bilinmekte ama siyasi korku olarak düşünmemizden dolayı alamamakta veya aldık demelerinden dolayı müdahale edilmemekte... Ayrıca kurum dilekçesi incelendiğinde kadrolu memura(!) zorla sedye taşıttırıldığı ve taşeronların ameliyata girdiğine dair dilekçe de ………… görülecektir. Sizden ricamız bu konu ile ilgilenmenizdir. Sağlığın önemli birimlerinden biri olan ameliyathanede sağlıkta kadrolu olan bu işin özünü bilerek yıllarca yapabilecek kişiler görev yapmalıdır.”

Elçiye zeval olmazmış… Hastane Dergisi okurunun ilettiği mektup umarız ilgili birimlerin dikkatini çeker, konunun üzerine giderler ve böyle bir sorunun gerçekten yaşanıp yaşanmadığını aydınlatırlar.

Hizmet Alımına Tepkiler

Hastanelerin dışarıdan hizmet alımı yapmasında, savunulan en önemli olumlu gerekçe “maliyetlerin düşürülmesi” olarak ifade ediliyor. Yapılan araştırmalar ve tüm verimlilik çalışmalarında da bu gerekçeye destek olacak sonuçlar elde ediliyor. Ancak “maliyetlerin düşürülmesinin” olumluluğu yanında konunun farklı açılardan tartışılmasında da yarar görülüyor. Konuyla ilgili kaynaklarda kimi zaman 120 bin, kimi zaman 150 bin kişinin “taşeron sağlık emekçisi” olarak çalıştığının ortaya konulmasıysa, sağlık çalışanlarının toplam sayısı göze alındığında, önemli bir kesimin sosyal ve özlük haklarının budandığı eleştirilerine haklılık kazandıracak nitelikte. Bu durum haliyle sektörde örgütlü olan sendikaların da tepkilerini çekiyor. Öyle ki konuya ilgi gösteren ve tepkilerini dile getiren sendikalar arasında hükümete yakın görünenler de var. “Sağlık çalışanlarının özlük haklarında şimdiye kadar hiçbir iyileştirme yapılmamıştır. Bütün çalışanlar insani olan izinlerini dahi kullanamaz hale gelmiştir. Emekliliği dolan çalışanlar emekli olamaz hale getirilmiştir. Adeta çalışanlar beyaz önlüklü modern köleler haline getirilmiştir. Yaşanan süreç sağlığın taşeronlaşmaya doğru gittiğini göstermektedir” sözleri, örneğin, Memur-Sen’e bağlı Sağlık-Sen başkanlarından birinin kısa süre önceki açıklamasına ait.

Geçtiğimiz Kasım ayında yürürlüğe giren KHK uyarınca çalışma koşulları tamamen farklılaşan sağlık çalışanları, hangi meslekten olurlarsa olsun, bütün platformlarda mesleki örgütleri bünyesinde tepki göstermeye devam ediyorlar, tepkilerini sosyal medyada da paylaşıyorlar. Hastane Birlikleri’yle ilgili 663 sayılı kararnameye tepki gösterenler arasında yer alan Tüm Sağlık-Der Genel Başkanı Hasan Fehmi Mavi’nin kamuoyuna yaptığı açıklamada özetle şu sözlere yer veriliyor:

“Hastanelerin sevk ve idaresi, sağlık personelinin elinden alınarak; sağlıkla uzak yakın hiçbir ilişkisi olmayan ticaret ve sanayi odaların temsilcisinin de içinde bulunduğu piyasanın emrindeki siyasi bir kurul tarafından yönetilecek. Hiçbir alt yapı hazırlığı yapılmadan çıkarılan bu kararname ile atama, terfi, yer değiştirme gibi özlük ve sosyal haklar bir sekreterin yetkisine bırakılıyor. Bu ‘kurul’ ile sağlık hizmetlerinde yoğun olarak yaşanan taşeronlaşma artacak ve piyasalaştırılarak paralı hale getirilecek. Bu ‘taşeron şirketler’ de (daha önceki özelleştirmelerde yaşandığı gibi) uluslar arası şirketlere devredileceklerdir. Sağlık personeli de piyasalaştırılan böylesi bir sağlık sistemi içinde iş güvencesinden yoksun olarak çalıştıracak. Daha şimdiden sağlık personelinin yarısı taşeronlar elinde ‘sözleşmeli olarak’ modern köleler olarak çalıştırılıyor.”

Hizmet Alımının Sağladıkları

Türkiye’nin sağlık sisteminin bütünüyle elden geçirilip tamamen farklı bir şekilde yeniden yapılandırılmasına bağlı olarak gelişen yeni çalışma koşulları, çalışanların yoğun tepkisiyle karşılaşırken, sistemin mimarları yaptıkları işten son derece emin görünüyorlar. Çünkü, yukarıda da belirttiğimiz gibi, yapılan araştırmalarda kurum dışı kaynaklardan alınan hizmetler sayesinde maliyet açısından önemli kazanımlar elde edilmesi, “ikna edici” bir tablo oluşturuyor… Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın editörlüğünü yaptığı ve Türkiye Cumhuriyet Sağlık Bakanlığı Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı Hıfzıssıhha Mektebi Müdürlüğü tarafından telifli olarak yayınlanan “Türk Sağlık Sistemi’nde Kurum Dışından Hizmet Alımı Uygulamaları” Araştırma Raporu (2010), elde edilen verimlilik sonuçlarını ayrıntılarıyla gösteriyor. Raporun 15. sayfasında Kurum Dışı Kaynaklardan Yararlanma Kavramı şöyle tanımlanıyor:

“Kurum dışı kaynaklardan yararlanma kavramı yönetim yazınında popüler hale gelmiş olmasına rağmen hâlen daha tam ve kapsamlı bir tanımı geliştirilmemiştir. Dış kaynaklar terimi en basit anlamıyla kurumun normalde kendisinin ürettiği bir hizmeti, başka kurumdan anlaşma (kontrat) yaparak sağlamasıdır. Kurum dışı kaynaklardan yararlanma, başka bir anlatımla, kurumun geleneksel olarak kendi imkânları ile ürettiği hizmetleri bir başka hizmet sağlayıcısına anlaşma ya da ortaklık yoluyla aktarmasıdır.”

Raporun yine aynı bölümünde; “Kurum dışı kaynaklardan yararlanmanın, hastane yönetiminin ağırlıklı olarak temel faaliyetler (temel yetenekler) ve temel faaliyetlerinin tamamlayıcısı olan hizmetlerin genişletilmesi için odaklanmasına olanak tanıyan, temel faaliyetler dışındaki hizmetlerle ilgili yönetim sorumluluğunun hastane dışındaki bir organa ya da kuruluşa aktarılması yöntemi” olduğu da belirtiliyor ve önem kazanan sorular şöyle aktarılıyor:

“Maliyetleri düşürmek ve kaliteyi geliştirmek için kurum dışı kaynaklardan yararlanma yolunu benimseyen hastane sayısı arttıkça, hangi hizmetlerin kurum dışı kaynaklardan sağlanması gerektiği ve ne zaman uygulamaya geçilebileceği soruları önem kazanmaya başlar. Uzmanlar, kısa dönemli tasarruf elde etmek için dış kaynaklara başvurmanın uygun olmadığını düşünmektedirler. Kurum dışı kaynaklardan yararlanma konusunda karar alınırken, hangi hizmetlerin temel yetenekler içinde yer aldığına, hangi hizmetlerin ise yer almadığına bakılmalıdır.” Raporda, sağlık kurumlarının genellikle temel yeteneklerinden (klinik hizmetler) farklı birçok faaliyeti de bünyelerinde yürüttükleri tespit ediliyor ve sağlık kurumlarının, “temel olmayan hizmetleri” kurum dışı kaynaklardan temin etmesiyle temel hizmetler için gerekli olan kıt kaynakları daha etkin yönetebilecekleri de belirtiliyor. Bununla birlikte yukarıdaki ince uyarıyı da içeren rapor, sonuç olarak, sağlık kurumlarının kurum dışı kaynaklardan yararlanma yoluyla, dolaylı maliyetlerini (örneğin genel yönetim giderleri) ve sermaye (yatırım) maliyetlerini azaltabileceği öngörülüyor. Kurum açısından “Rekabetçi Avantaj Yaratılması” da sayılan yararlar arasında başı çekiyor. Finansal risklerin azaltılması ya da kurum dışı kaynaklarla paylaştırılması, yapısal ve yönetsel esneklik gibi yararlı kazanımlar da dile getiriliyor. Böyle bir yapıda yöneticilerin; “daha basık fakat daha duyarlı; zaman kaybettirici ayrıntılardan yalıtılmış, değişen çevresel koşullara çabuk tepkide bulunabilen bir kurumsal yapı oluşturmanın yanında, sağlık hizmetlerinin üretilmesi için gerekli olan kaynaklara ve uzmanlara da kolayca ulaşabilecekleri” ifade ediliyor…

Aynı raporda “Kurum Dışı Kaynaklardan Yararlanma Profili: Türlerine Göre “Kurum Dışı Kaynaklardan Sağlanan Hizmetler” başlığı altında, Bakanlığa bağlı hastanelerin kurum dışı kaynaklardan hangi ölçülerde yararlandığı da gösteriliyor. Buna göre; 2008 yılı itibarıyla araştırma yapılan Sağlık Bakanlığı hastanelerinin % 3’ünün en az bir hizmeti kurum dışı kaynaklardan sağladığı gözleniyor. En az bir hizmeti kurum dışı kaynaklardan yararlanma yoluyla sağlayan hastanelerin oranının, 2001 yılından 2008 yılına kadar % 22,5 oranında artış gösterdiği de belirtiliyor. Sağlık sistemindeki radikal değişimler sonucunda, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun hizmet maliyetlerini denetim altına almak için hastaneleri sürekli yönlendirdiğine dikkat çekilen raporda; “Sağlık Bakanlığı, sağlık sektöründe rekabeti teşvik ederken, Sosyal Güvenlik Kurumu da çok ciddi fiyat sınırlamaları getirmektedir. Bu gelişmeler Sağlık Bakanlığı hastanelerini, maliyetleri düşürmek, kaliteyi geliştirmek ve sürekli değişen sağlık sektöründe etkili olabilmek için yeni stratejiler araştırmaya zorlamaktadır” deniliyor.

Hizmet Alımına Akademik Bakış

Görüldüğü üzere, resmi kurumlar tarafından desteklenerek hız kazanan “dışarıdan hizmet alımı”, günümüz dünyasında, işverenlerin vazgeçemeyeceği bir model olarak hem devlet kuruluşları hem de özel kuruluşlar tarafından zaman içinde daha çok benimsenerek uygulanıyor. Bu uygulamalar akademisyenler, sağlık yöneticileri ve özel sektör temsilcileri tarafından farklı bakış açılarıyla değerlendirmeye tabi tutuluyorlar. Hastane Dergisi’nin, sağlıkta dışarıdan hizmet alımları hakkında sorular yönelttiği farklı çevrelerden aldığı görüşlerin “çalışan haklarının gözetilmesi” kaygısında ortaklaşmasını, sağlık çalışanlarının mesleki alanlarına sahip çıkmasının göstergesi olarak yorumlamak yanlış olmaz sanırız…

Dergimizin sorularını yanıtlayan Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi ve aynı zamanda “Türk Sağlık Sistemi’nde Kurum Dışından Hizmet Alımı Uygulamaları” Araştırma Raporu’nun (2010) Teknik Danışmanı olan Prof. Dr. Şahin Kavuncubaşı, Hastane Dergisi’nin sorularını yanıtlarken genel değerlendirmesini şöyle aktarıyor: “Dış kaynaklardan hizmet temin edilmesi kararları, ekonomik değerlendirme çalışmalarına dayandırılmalıdır. Verimlilik açısından değerlendirme yapıldığında, kuşkusuz hizmetlerin dışarıdan temin edilmesi durumunda ortaya çıkan toplam maliyetin, hizmetin kendi olanaklarımızla üretilmesi durumunda ortaya çıkan toplam maliyetin karşılaştırılması yapılmaktadır. Bu amaca hizmet eden ekonomik değerlendirme yöntemi, maliyet minimizasyonudur. Maliyet minimizasyonu yönteminde, hizmetlerin kalitesinin eşit olduğu varsayılarak, en düşük maliyetli seçenek tercih edilmektedir.”

Daha sonra, konunun ayrıntılı verilerini sunan ve dış kaynaklardan hizmet temin edilmesi sürecinin haklı olarak tartışılan en önemli kısmının, “taşeron firma” elemanlarının durumuyla ilgili olduğuna değinen Prof. Dr. Kavuncubaşı sözlerini şöyle tamamlıyor:

“Dış kaynaklardan hizmet temin edilmesi sürecinin haklı olarak tartışılan en önemli kısmı, ‘taşeron firma’ elemanlarının durumuyla ilgilidir. Birinci tartışma konusu; sağlık gibi kamusal hizmetlerin, kamu personeli olmayanlar tarafından sunulup sunulamayacağıdır. Bir görüşe göre, taşeron firma personelinin hastane ve sağlık hizmetlerinin kamusal hizmet olduğu ve bu nedenle kamu personeli tarafından yerine getirilmesi gerekmektedir. Diğer görüş ise kamuda ekonomikliği sağlamak ve diğer yararlarını elde etmek için hastane hizmetlerinin sunumunda taşeron firma elemanlarının gerekli olduğunu ileri sürmektedir. Ekonomik açıdan bakıldığı zaman, taşeron firma elemanlarının ücret seviyeleri ve sosyal hakları dikkate alınırsa, dış kaynaklardan yararlanma hastaneler için maliyetleri azaltıcı etkisi olan bir uygulama olarak görülmelidir. Bu görüşte olanlar, kamuda memur fazlalığı olduğunu, memur zihniyetinin verimsizliklere yol açtığı vurgulamaktadırlar. Oysa AB ülkeleri açısından karşılaştırma yapıldığı zaman toplam istihdam içinde kamu personeli payının en düşük olan ülkenin Türkiye olduğu ve görevli başına düşen işlem veya nüfus gibi kriterler bakıldığı zaman da kamu görevlilerinin üretkenliğinin düşük olmadığı anlaşılacaktır.

İkinci tartışma konusu, çalışanların hakları ile ilgilidir. Medyaya yansıyanlar ve gözlemlerimiz, taşeron firma elemanlarının son derece düşük ücretlerle ve bir takım sosyal haklardan mahrum tutularak çalıştırıldığını ortaya koymaktadır. Sağlık alanı gibi kalitenin, verimlilik ve ekonomiklik kavramlarından daha öncelikli olduğu alanlarda, göreceli olarak vasıfsız, düşük ücretli, ücret adaletsizliklerini her gün teneffüs ederek, sürekli zorlanan taşeron firma elamanlarının çalıştırılmasının uygun olmadığını ileri sürebiliriz.”

Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Yıldırım Gülhan, önce hastanelerde dışarıdan alınan hizmetlerin neler olduğunu tespit ediyor:“Günümüzde tıbbi hizmetler dışında olan güvenlik, temizlik, yemek, veri giriş, danışma, hasta kabul, tıbbi sekreterlik, çamaşırhane vb ile tıbbi hizmetlerden olan mikrobiyoloji, biyokimya, radyoloji, nükleer tıp, fizik tedavi, hemşirelik hizmetleri vb. dışarıdan temin edilen hizmetlerdendir.”

Ardından hastaneler tarafından her geçen yıl dışarıdan satınalınan hizmet türü sayısının arttığına dikkat çeken Dr. Yıldırım Gülhan, dışalımların tıbbi hizmetlere kadar genişleyip yaygınlaştığını belirterek sözlerini şöyle sürdürüyor: “Dışarıdan hizmet satınalımı, hastanelerin personel sıkıntısını ortadan kaldırmakta ve yönetici memnuniyetini arttırmaktadır. Ancak, sağlık hizmetlerinin arzında insan gücünün yeterli sayıda olmasının yanında insangücünün yeterli eğitime sahip olması da gerekiyor. Hizmet satınalınması yolu ile temin edilen tıbbi hizmetler dışında yer alan personelin, eğitimleri olmadığı halde, yardımcı sağlık hizmetleri elemanlarının sayısının yetersiz olduğu klinik hizmetlerde kullanıldığı düşünülürse uygulamanın yanlışlarını görürüz. Ayrıca temin edilen personelden sadece yöneticinin memnuniyeti değil çalışanların ve hastaların memnuniyeti de önemlidir. Uygulama maliyeti düşürülmektedir. Ancak bu maliyet düşürülmesi verimliliğin arttırılması sonucu değil, ucuz iş gücü temini sonucu oluşmaktadır. İnsanların emekleri sömürülmekte ve güvencesiz çalıştırılmaktadır. Taşeron firmalar, rahat hareket edebilmek için çalışanların sendikalaşmasına izin vermemekte ya da sendikalaşanların işine son vermektedir. Hatta kıdem tazminatından kaçmak için sık sık eleman değiştirilmektedir. Böylece deneyimli personel yerine deneyimsiz personel çalıştırılmakta, bu yüzden de beklenenin aksine verim düşmektedir.”

Sendikaların Yaklaşımı

Sağlık kurumlarının dışarıdan hizmet alımlarını konu alan tartışma ve çalışmalar incelendiğinde sıklıkla gündeme getirilen ve üzerinde durulan konunun “taşeron çalışanlar” olduğunu görüyoruz. Taşeron hizmetlilerin ücretlendirilmelerinin tamamen çalıştıkları şirketlerin insafına terk edildiği ve özlük haklarından yoksun çalıştıkları, emeklerinin ucuza maledilmesi sayesinde de hastanelerin genel giderlerinin azaltıldığı, yapılan araştırmalarla da tespit ediliyor. Bu durum çalışan örgütlerinin, sendikalarında dikkatini ve tepkisini çekiyor. Sağlık iş kolunda örgütlü olan çok sayıda sendikal kuruluş gerek eylemleri gerekse basın açıklamalarıyla, taşeron emekçilerin hak mücadelelerine katkıda bulunuyorlar.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Genel Başkanı Çetin Erdolu, Hastane Dergisi’nin sorularına verdiği yanıtlarla dışarıdan hizmet alımları hakkındaki görüşlerini şöyle açıklıyor:

“Kamu Hastanelerinde 1987 yılından beri ‘Hizmet Alımı’ yapılmaktadır. Bu yöntemle sağlık hizmeti satın almaya kadar varan bir süreç devam ediyor. Bu yöntemin gerek maliyet ve gerekse verilen hizmetin niteliği açısından avantajları oldukça az. Öncelikle satın alınan hizmetin bir yıldan az cirosu ile o hizmetin verildiği cihazın satın alınması mümkün. Hizmet bir cihaz gerektirmiyorsa verilen ücretlerle yeterliyi aşan yatırımın yapılması mümkün. Kaldı ki böyle hizmetlerde sorumluluk büyük ölçüde ihale şartnameleri üzerinden belirlendiği için, tıbbi hata ve eksiklikler açısından sorumluluk aidiyetinde eksiklikler, dolayısıyla hizmetin niteliğinde düşüklük görülmektedir. Bu tür hizmetin verimliliği elbette ölçülmektedir. Ancak kriterlerde sorun var! Değerlendirme kriterleri, az önce belirttiğim ihale şartnamelerindeki sorumluluklar üzerinden yapılmaktadır. Verilen hizmetin teşhis ve tedaviye ilişkin sonuçları değerlendiriliyorsa da bu değerlendirmenin küçük bir bölümünü oluşturmaktadır. En önemli değerlendirme kriteri maliyet değerlendirmesidir. Sağlık gibi önemli ve HAK olması gereken bir hizmetin niteliğinden çok maliyet hesabına bakılarak değerlendirilmesi ne ölçüde toplumsal kabul edilebilir?”

Hastane Dergisi olarak kapak dosya konumuz için görüşlerine başvurduğumuz Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci de sağlıkta taşeronlar eliyle hizmet alınmasında yaşanan önemli sorunlara dikkat çekiyor. Anayasanın 128. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; “Devletin kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür” cümlesine dikkat çeken Önder Kahveci, fakat 90’lı yılların başında kamuda bu anayasal anlayışın masum bir şekilde değişmeye başladığını vurgulayarak sözlerine şöyle devam ediyor:

“Bu değişimin ilk başladığı yerlerde hastaneler oldu. Kamu hastanelerinde temizlik ve güvenlik gibi hizmetlerinin özel şirketlere verilerek taşeronlaşmanın önünü açıldı. Önce temizlik ve güvenlik hizmetlerinde başlayan taşeronlaşma daha sonra bilgi işlem personeli, yardımcı sağlık personeli olarak devam etti. Bugün Sağlık Bakanlığı’nda 120 bin taşeron işçi çalıştırılıyor. Sağlık Bakanlığı 120 bin taşeron işçisiyle bugün kamuda en çok taşeron işçi istihdam eden kurum. 358 bin memurun hizmet verdiği Sağlık Bakanlığı’nda görevli tüm memurların yaklaşık 3’te 1 kadar da taşeron isçiler hastanelerde hizmet veriyor.”

Sağlıkta taşeronlaşmanın önlenemez bir yükseliş kaydettiğini vurgulayan Önder Kahveci, görüşlerini şöyle açıklıyor:

“Sağlık Bakanlığındaki bu 120 bin taşeron işçinin hepsini temizlikçi, güvenlikçi ve bilgi işlem personeli olarak görmemek lazım. Çünkü sağlık bakanlığı bu konuda diğer tüm kamu kurumlarını geride bırakarak sağlık hizmetlerinde de taşeronlaşmaya gitti. İlk olarak sağlık hizmetlerinin sunumunda taşeronlaşma tıbbi laboratuvarlarda başlatıldı. İlk olarak Gaziantep Nizip Devlet hastanesinde laboratuvar hizmetleri ihale ile taşeronlaştırıldı. Daha sonra yurdun birçok hastanesinde ameliyathane, laboratuvar, röntgen ve yoğun bakım birimleri personeli ile birlikte ihale edildi. Sağlıkta taşeronlaşma yaygınlaştırıldı.”

Anayasa Mahkemesi’nin kararının ardından neredeyse tüm sağlık birimlerini özelleştirerek taşeron firmalara devretme hevesinin görülmeye başlandığını ileri süren Önder Kahveci şu bilgileri de aktarıyor:

“Bunun ilk işareti ise Bursa’dan geldi. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü'nde 22 Nisan 2009 tarihinde il merkezinde konuşlanan 3 adet 112 Acil Yardım İstasyonu doktor, yardımcı sağlık personeli ve ambulans şoförüyle birlikte hizmet satın alımı için ihale düzenlendi. İhaleye 6 firma katıldı. Kazanan ise 'çöp poşeti' imalatıyla uğraşan 'EST Turizm Poşet Ambalaj' adlı şirket oldu.”

Sağlıkta taşeronlaşmanın her geçen gün yeni bir boyut kazanması ile birlikte sağlık hizmetlerinin sunumunda yaşanan sıkıntıların görmezden gelinmeye devam edildiğini belirten Kahveci şu noktalara da dikkat çekiyor:

“Burada yeni bir sorun daha ortaya çıkmış, taşeron işçi olarak görev yapan fakat sağlıkla ilgili herhangi bir eğitim almamış personeller zaman içerisinde dikiş attırmadan sonda takmaya kadar bazı sağlık personelinin yapacağı işlerde kullanılmaya başlanmıştır. Bunun sonucunda bazen ölümle sonuçlanan vakalara yaşanmıştır. Bugün bebek ölümlerinden hastane yangınlarında yaşanan skandallara kadar sağlıkta yaşanan olumsuzluklardan taşeronlaşma sorumlu tutuluyor.” Bütün veriler hastanelerde dışarıdan hizmet alımlarının önlenemez bir şekilde yükseldiğini gösterirken hastane yöneticilerinin bu yönelişi nasıl değerlendirdiği de önem kazanıyor elbette. Bilindiği gibi dışarıdan hizmet alımı sadece kamu hastanelerinin başvurduğu bir yöntem değil. Özel hastaneler de sıkı denetimlerle birlikte birçok hizmeti dışarıdan almayı tercih ediyorlar. Ancak her iki kesimin de aynı saikle dışarıdan alım yaptığı görülüyor: Harcamaları kısmak… Bunun yanı sıra bir de kimi kuruluşlar açısından “olmayanı var etmek” çabası var tabii…

Kamu Ve Özel Sektör Uygulamaları

Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Eyüp Gümüş, dışarıdan radyoloji ve görüntüleme hizmetlerinin bazılarını, temizlik, güvenlik ve yemek hizmetlerini satın aldıklarını açıklayarak konuyla ilgili bilgileri ve görüşlerini şöyle aktarıyor:

“Kısa zaman içinde sintigrafi hizmetlerini de dışarıdan almayı planlıyoruz. Hastanede işleri yapacak iyi bir ekibiniz varsa dışarıdan hizmet almak verimli olmayabilir. Ama eğer o işi yapacak ekibiniz yoksa hizmet almak daha avantajlı. Biz radyoloji alanında dışarıdan hizmet aldığımız ilk dönemlerde bu hizmetin içine hekimi de katmıştık. Yani radyoloji hekimi için de ödeme yapıyorduk. Çünkü radyoloji hizmeti sunacak hekimlerimiz ve ekibimiz yoktu. Teknik donanımımız da yeterli değildi. Artık kamu hastanelerinde işletmecilik mantığı biraz daha ön planda olacağı için işletmeciler dışarıdan hizmet alımına karşı çıkacaklardır. Örneğin; radyoloji birimi için dışarıdan hizmet alımıyla hizmet alınan firmaya her ay 250 bin TL para ödeniyorsa, bu hizmeti hastane kendi içinde sağladığında hastane her ay 100 bin lira kar edebilir. Yeterli sayıda doktor ve teknisyen varsa, hizmetin sunulabilmesi için yeterli alan varsa, elektrik, su ısınma vb konularda hizmetin sürdürülebilmesi açısında olumsuz bir durum yoksa hastane içinde iyi bir organizasyonla bu hizmet dışarıya bağımlı olmadan halledilebilir. Ben bir başhekim olarak bütün bu hizmetleri dışarıdan hizmet almadan yapmak isterim.”

Doç. Dr. Gümüş, dışarıdan alınan hizmetin verimliliği konusundaysa endişelere sahip görünüyor. Yemek ve temizlik hizmetlerinde de hastane içi çözümleri tercih eden Doç Dr. Gümüş gerekçelerini şöyle açıklıyor:

“Mesela artık yavaş yavaş yemek hizmetini bile kendi içimizde nasıl halledebileceğimizi düşünmeye başladık. Ben eğer iyi bir aşçı ve garson ekibi alırsam ve bu yönde iyi bir organizasyon sağlarsam bunu sağlayabilirim. Halen temizliği de dışarıdan hizmet alımı yoluyla sağlıyoruz. Temizlik elemanları temizliği bilmiyorsa, hijyen kurallarına uymuyorsa bizler de zor durumda kalıyoruz. Fakat başhekimliğimiz ve başhemşirelik hizmet alımı yaptığımız firma çalışanlarını çok sıkı bir şekilde denetliyorlar. Temizlik işlerini de çok büyük firmalara veremiyorsunuz. Çünkü bu işler için çok ciddi ücret talep ediyorlar. O fiyatın verilebilmesi de bu şartlarda mümkün değil. Hastaları üzmemek ve çok profesyonel olmak gerekir. Ama ideali daha düzgün, profesyonel, sağlık eğitimi almış, hastaneyi bilen, iletişimi bilen ve en az lise mezunu kişilerin hizmet vermesidir. Bu hizmet mantığı hem kurum hem de hasta ve yakınları için daha faydalı olacaktır.”

Özel sağlık kuruluşları, tüm yönetsel zorunluluklarının yanı sıra bir de ağır rekabet koşullarıyla baş etmek zorunda oldukları için dışarıdan hizmet alımı konusunda çok daha net bir şekilde “harcamaları kısıtlamak” gerekçesini öne çıkarıyorlar. Zorunluluğun ötesinde, özel işletme yönetimlerinin gözünde bu gerekçe, takdir toplayan yaklaşımları da doğuruyor. Çünkü özel işletmelerin masraflarının kısılması gelir hanesindeki rakamların sarsılmaması anlamına geliyor. Bu da bir alana yatırım yapmış yatırımcıların yaklaşımının makul görünmesine zemin hazırlıyor. Hastane Dergisi olarak sorularımızı yönelttiğimiz özel hastane temsilcilerin verdiği bilgiler, özel kuruluşlarda dışarıdan alınan hizmetlerin sanılanın aksine daha sınırlı tutulduğunu gösteriyor. Özellikle tıbbi hizmetleri kapsayan dış alımlar belki de devlet hastanelerine göre çok daha az sayıda.

Memorial Sağlık Grubu Satınalma, Bilgi Sistemleri ve İş Geliştirme Koordinatörü Doğan Tatari, Memorial Sağlık Grubu’nda yürütülen otelcilik hizmetleri ile bazı faaliyetlerde ve belirli bir çerçeve sözleşme ile alınan hizmetlerde dış kaynaklardan faydalanıldığını belirtiyor ve şu bilgileri veriyor:

“Otelcilik hizmetleri açısından bakıldığında; hastanelerimizde güvenlik ve yiyecek- içecek hizmetleri gibi özel uzmanlık gerektiren hizmetler ile personel servisi, porter, vale, şoför, araç kiralama gibi asıl faaliyetlerimiz dışındaki hizmetleri dışarıdan almayı tercih etmekteyiz.

Ayrıca belirli sözleşmeler kapsamında; seyahat organizasyonu, kreş hizmetleri, kiralık lojmanlar, kargo – kurye gibi faaliyetler ile özel nitelik teşkil edip, tekrarlanmayacak hizmetler için dışarıdan alım yapılmaktadır.”

Memorial Grubu genelinde hizmet alımlarını eşgüdümlü bir faaliyet olarak yürüttüklerini belirten Tatari sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Hizmet seviyesinin net olarak belirlenmesi ve hizmet kriterlerinin net olarak ortaya konmasında Otelcilik Hizmetleri Koordinatörlüğü etkin rol alırken, potansiyel hizmet sağlayıcıların araştırılması ve mali bileşenlerin optimal düzeyde oluşması Merkezi Satınalma Birimi tarafından gerçekleştirilmektedir. Hizmet satınalma sürecinde hizmet sağlayıcı kurumdan beklentilerin net olarak belirlenmesi, anlaşma sonrası ise sahada sürekli takip edilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde hizmet sağlayan ile hizmeti alan arasında iki taraflı bir memnuniyetsizlik ve sonrasında sürdürülebilirlik problemi oluşması kaçınılmaz hale gelmektedir. Bu da hasta memnuniyetine olumsuz yansıyacaktır. İstanbul dışındaki bölgelerde yaptığımız yeni yatırımlarımıza paralel olarak; ilgili şehirlerde hizmet verebilecek potansiyel hizmet sağlayıcılar araştırılmakta, mevcut çalıştığımız firmaların ise ilgili lokasyonda hizmet verme kapasitelerini yine göz önüne alınmaktadır. Sağlık gruplarının bu şekilde büyümeleri hizmet sağlayıcıların da gelişmesi ve büyümesi için imkan tanımakta, onların da çalışmalarına pozitif etki yapmaktadır.”

Anadolu Sağlık Merkezi Kontratlı Hizmetler Yöneticisi Korkut Kabaklı, temizlik, güvenlik, çamaşırhane, porter, ambulans, peyzaj, pest kontrol, ulaştırma ve yemek hizmetlerini kontratlı hizmet olarak sağladıklarını belirtiyor ve kurum anlayışlarını şöyle aktarıyor:

“Öncelikle biz Anadolu Grubunun bir parçası olmanın getirdiği tüm avantajları kullanıyoruz. Referans noktası olarak görüldüğümüzden tüm sektörlerde en büyük firmalar uygun koşulları sağlamak için rekabet etmekte. Küçük ve orta ölçekli firmalara göre bize daha uygun koşullar sağlamaktalar. İhale, satınalma operasyonlarımızda piyasanın tanınmış, büyük firmaları ile çalışmayı tercih ediyoruz. Dışarıdan hizmet alımlarında yönetmelikler, kanunlardaki değişiklikler sistemde belli anlayış değişikliklerine sebep oldu. Anlayış değişti; artık dış hizmet aldığınız firmanın işgörenlerinin tüm sorumlulukları sadece kendi işvereninde değil ana işvereni de hukuksal olarak sorumlu tutuluyor.”

Hastane Dergisi adına yaptığımız çalışma, sağlıkta dışarıdan hizmet alımının neredeyse geri dönülmez ölçüde yaygınlaştığını ve sağlık çalışanlarının yaklaşık dörtte birinin taşeron emekçiler olduğunu ortaya koyuyor. Dışarıdan hizmet alımının en baştan çıkarıcı etkeni olan “masraf kalemlerini kısmak”sa bu tür alımların “haklı gerekçesi” olarak ileri sürülüyor. Sistemin bütünlüğü içinde “insan unsurunun ne halde olduğu” sorusunu yanıtlamak da bize düşüyor. 

Konunun Tamamı İçin Tıklayınız

08.01.2012 - 10582



Siz de Görüşünüzü Yazın
Bu kısma sadece yorumlar yazılabilir. Soru sormak istiyorsanız buraya tıklayın.
Adınız Soyadınız:
Yorumunuz:
Konuyla İlgili Sorular
İlgili Forum Konuları
BU SAYFAYI PAYLAŞ Facebook'ta paylaş

SAĞLIK HABERLERİ Tüm Haberler Sağlık Haberleri Rss

FOTO GALERİ Tüm Foto Galeriler
Karaciğeri Temizleyen Yiyecekler
Karaciğeri Temizleyen Yiyecekler
Hindistan Cevizi Nelere İyi Gelir?
Hindistan Cevizi Nelere İyi Gelir?
Kırmızı Narın Mucizevi Faydaları
Kırmızı Narın Mucizevi Faydaları
Viagra
Viagra'dan 100 Kat Etkili İçecek

SAĞLIK VİDEOLARI Tüm Videolar
Sağlık Video Kepçe Kulak Ameliyatı İçin En Uygun Zaman Kepçe Kulak Ameliyatı İçin En Uygun Zaman Sağlık Video Katarakt Ameliyatı Hakkında Bilmeniz Gerekenler Katarakt Ameliyatı Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Sağlık Video Hipertansiyon Hakkında Bilinmeyenler! Hipertansiyon Hakkında Bilinmeyenler! Sağlık Video Diş Beyazlatma Ne sıklıkla Yapılmalıdır? Diş Beyazlatma Ne sıklıkla Yapılmalıdır?

 

[Hata Bildir]