Diyabet 2020 Zirvesi İstanbul'da Gerçekleştirildi!

Diyabet 2020 Projesi'nin sonuç dokümanı olan Ulusal Diyabet Stratejisi hazırlandı. Bu doküman, 18 Aralık 2010 tarihinde The Marmara Hotel'inde düzenlenen Diyabet Zirvesi'nde kamu oyuna sunuldu.

Diyabet 2020 Zirvesi İstanbul'da Gerçekleştirildi!

18 Aralık 2010 Cumartesi saat 10:30’da The Marmara Hotel’inde gerçekleştirilen basın toplantısına; D 2020 Projesinin Koordinatörü, Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr.Temel Yılmaz ve D 2020 Uluslar arası Danışma Kurulu üyeleri Uluslararası Diyabet Federasyonu  (IDF) temsilcisi Dr. Michael Hall, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) temsilcisi Prof. Dr. Isuf Kalo ve Sanofi-aventis firmasından Dr. Edibe Taylan katıldı.

Diyabet 2020: Örnek Bir Ulusal Diyabet Planı

Bugün, Uluslararası Diyabet Federasyonu Atlas’ına göre, dünyada 285 milyondan fazla diyabetli birey vardır; bu erişkin nüfusunun % 6.6 sını oluşturmaktadır. 2025 yılına kadar bu sayının 438 milyona (% 7.8) yükseleceği öngörülmektedir. Şu anda Tip 1 ve tip 2 diyabet, dünyada küresel olarak en yaygın görülen bulaşıcı olmayan hastalıklardan biridir. Avrupa'da diyabet prevalansı halen 55 milyondur (nüfusun % 8.5i) 2025 yılında 66 milyona (% 10) yükselmesi beklenmektedir.

Diyabetin prevalans ülkeden ülkeye büyük farklar göstermektedir; İngiltere'de % 4, Almanya % 11.8 ve Türkiye’de bu ikisinin arasında % 7.4 dür. Diyabete bağlı sağlık harcamalarının Avrupa'da 105.5 milyar dolara ulaştığı söylenmektedir.

Diyabete bağlı komplikasyonlar olan koroner arter ve periferik damar hastalığı, inme, diyabetik nöropati, amputasyonlar, böbrek yetmezliği ve körlük, ulusal ekonomiler üzerinde çok büyük sosyal ve ekonomik yükler yaratmaktadır. Diyabet birçok ülkede önde gelen ölüm nedenlerinden biridir. Ölüm nedeninin diyabet olarak kaydedildiği olgu sayısının olduğundan daha düşük bilinmektedir; çünkü ölümler diyabet olarak değil koroner arter hastalığı veya inme olarak kayda girmektedir.

Ulusal Diyabet Planları,  Avrupa'da Diyabet Hizmetleri ve Araştırmaları ile ilgili 1989 yılında yayınlanan St. Vincent Deklarasyonu’nun bir sonucudur. Bir ulusal planı hazırlama ve uygulamaya koyma kararı, diyabetin ciddiye alındığını gösteren önemli bir taahüttür.

Ancak, Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bürosu ve Uluslararası Diyabet Federasyonu-Avrupa Kolu tarafından yapılan bu önemli deklarasyonu takiben, ülkelerin diyabetli bireyler için iyi sistemik bakım hizmetleri sağlamaya yönelik ulusal stratejileri hemen geliştirmeye başlayacağı düşünmenin aşırı iyimser bir özlem olduğu ortaya çıkmıştır.

1999 yılında İstanbul'da, St. Vincent Bildirgesi'nin 10. yıldönümü toplantısında, Avrupa ülkeleri ve diyabet dernekleri yeniden acil ve kararlı eyleme geçme taahhüdü vermişlerdir. Hükümetler, hasta dernekleri, meslek örgütleri, gönüllü kuruluşlar ve sanayi, yenilenmiş bir kararlılıkla diyabetli bireylere yönelik daha yüksek ortak bakım standartları sağlayabilmek için, yerel olarak erişilebilir amaçları ve hedefleri belirleme hedefiyle birlikte çalışmaya davet edilmiştir.

Bugün bile, Deklarasyon’dan 21 yıl sonra; Batı Avrupa'da birçok ülke bu süreci henüz başlatmamıştır ve hatta bu ülkelerin çoğunda ulusal planlar henüz tümüyle uygulamaya konmamıştır. Diyabetin ulusların ekonomik refahı için oluşturduğu büyük tehdit göz önüne alındığında, özellikle orta ve düşük gelire sahip ülkelerde hükümetlerin ve onlara bağlı halk sağlığı kuruluşların bugün bu konuda karar vermek zorunda olmaları üzücüdür.  

Avrupa Parlamentosu 2006 yılında diyabetle ilgili yazılı bir deklarasyonla, Komisyonu üye ülkelerin kendi ulusal planlarını hazırlamaya teşvik etmeye çağırmıştır; bu henüz gerçekleştirilmeyi beklemektedir.

Ancak Türkiye bu sorunu ciddiye almıştır ve olaya dikkatle ve organize bir şekilde yaklaşmıştır; diyabet alanındaki tüm kilit oyuncular Türkiye Sağlık Bakanlığı’nın himayesinde Türk Diyabet Vakfı tarafından bir araya getirilmiştir, gerek DSÖ gerekse IDF Avrupa Bölge temsilcilerinden oluşan danışmanlar da sürece katılmıştır.

Düzenlenen çalıştaylara ve müzakerelere endokrinologlar, birinci basamak sağlık hizmetlerinde çalışan hekimler, diyabet hemşireleri, eczacılar ve diyabetin kardiyovasküler, böbrek, göz ve diğer ciddi komplikasyonları ile uğraşan diğer uzmanlar katılmıştır.

Diğer önemli bir husus da, çalışmalara diyabetin kesinlikle acil bir halk sağlığı sorunu olduğunu kavrayan halk sağlığı uzmanlarının yanı sıra, müzakerelere ilaç sektöründen ve eğitim kuruluşlarında temsilcilerin katılması; ayrıca İnsan Hakları Komisyonu gibi önemli kuruluşların da sürece dahil edilmesidir.  

Diyabet bugün ulus devletlerin refahı için bir tehdittir ve yapılan bu çalışma gerçekten tüm Türkiye ulusunun yararını amaçlamaktadır. Proje ulus ölçeğinde bir program geliştirmiştir; bu program kapsamlı olmakla beraber, uygulanması için gereken kaynaklar açısından da gerçekçidir. 

Planın temel unsurlarının hayata geçirilmesi için evrelendirme yapılmıştır; bu şekilde uygun bir zaman ölçeği içinde istenilen sonuca ulaşılabilmesi sağlanacaktır. Plan şu anda hazırdır ve eylem için Türkiye Sağlık Bakanlığı'na sunulacaktır.

Birçok ülkede Ulusal Diyabet Planları henüz hazırlanmamıştır. Burada geliştirilen model, başka ülkelere kendi ulusal planlarını inşa ederken yararlı bir rehber olabilir.

Diyabet 2020 Projesi Uluslar arası Danışma Kurulu Üyesi Dünya Sağlık Teşkilatı Uzmanı Isuf Kalo’nun DSÖ Avrupa Direktörü Zsuzsanna Jakab adına basın bildirisi.

Bulaşıcı olmayan hastalıklar Dünya Sağlık Teşkilatı Avrupa Bölgesi’nde çok büyük bir hastalık yükü oluşturmakta, bu yük her geçen gün artmaktadır. Şu anda hazırlıklarını sürdürdüğümüz ‘Sağlık 2020’ Avrupa stratejisinin odaklanacağı en önemli alanlardan birisi bulaşıcı olmayan hastalıklar olacaktır. Bu politika çerçevesinde 2011-2016 yılları için hazırlamakta olduğumuz ‘Bulaşıcı Olmayan Hastalıklardan Korunma ve Kontrolü için Avrupa Stratejisini Uygulama Eylem Planı’nı 2011 Eylül’ünde Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Komitesi’nin 61. oturumunda üye ülkelere sunacağız.

Bu çalışmalar kapsamında, diyabet, kendi başına önemli bir hastalık olmasının yanında, obezite epidemisi ile olan derin ilişkisi ve birçok başka bulaşıcı olmayan hastalığın nedeni olarak da  Dünya Sağlık Örgütü için özel bir önem taşımaktadır. Dünya Sağlık Örgütü diyabete karşı mücadeledeki geleneksel liderliğini St. Vincent Bildirgesi, İstanbul Obezite Şartı gibi tarihi girişimlerin deneyimi ışığında, güçlü ve koordineli bir şekilde yürütecektir. 

‘Diyabet 2020 Vizyon ve Hedefler’ girişimi, bulaşıcı olmayan hastalıklardan topluma dayalı korunma ve mücadelede temel ilkeleri hayata geçirmek açısından mükemmel bir örnek teşkil etmektedir. D2020 dokümanı halk sağlığı kavram ve ilkelerinin güncel uygulamalarını yansıtan bir özellik göstermektedir. Ayrıca bu yaklaşımın ulusal otoriteler, sivil toplum ve Uluslararası Diyabet Federasyonu gibi paydaşlarla başarılı bir işbirliği temsil etmesinden mutluluk duyuyoruz.

Özellikle hastaların öz bakım haklarının ve sorumluluklarının gereği olarak güçlendirilmesi anlayışı, sağlık çalışanlarının kendilerini bu bakış açısına uyarlamaları, hasta merkezli diyabet bakımının savunulması ve hastaların kendi yaşamlarının sorumluluğunu almalarına yardımcı olunması, bu kronik hastalıkla başarılı bir mücadele yürütmek için yeni bir paradigma yaratmaktadır.

Tüm bu ilkeleri aklımızda tutarak, D2020’nin ilerleyişini, tüm bulaşıcı olmayan hastalıklarla mücadele eylem planları kapsamında potansiyel bir network modeli olarak büyük bir ilgiyle izleyeceğiz. D 2020, Dünya Sağlık Örgütü, üye ülkeler ve sivil toplum arasında işbirliğinin mümkün olduğunu gösteren  bir yol açmaktadır. Bu projedeki rolümüzü yerine getirmek, bu projeyi desteklemek ve proje kapsamında kazanılan deneyimden yararlanmak için sabırsızlanıyoruz. Türk Diyabet Vakfı’nı bu  girişiminden dolayı tebrik ediyor ve hedeflerine ulaşma yolunda başarılar diliyoruz.

Koordinasyon Kurulu Adına, Prof. Dr. M. Temel Yılmaz’ın Basın Bildirisi;

Türkiye, dünyada diyabetin hızla yayıldığı ülkelerin başında gelmektedir. Özellikle Asya – Avrupa - Ortadoğu ülkelerinin kavşak noktasında bulunması, tarih boyunca bu bölgelerin yaşam ve beslenme kültüründen etkilenmesi, son yıllarda çok hızla ivme gösteren teknoloji ve modernizasyonun bireysel yaşam modelini olumsuz etkilemesi diyabet prevalansının artış hızını ciddi bir şekilde tetiklemektedir.

2000 yılında tamamlanan TURDEP I çalışmasında 20 yaş üstü prevalans % 7.8 iken, 2009 ve 2010 yıllarında yapılan PURE, CREDIT ve TURDEP II sonuçlarında prevalans % 14 – 16 oranlarında bulunmuştur. On yılda % 50- 100 arasında artan prevalans hızını göstermektedir. Bu sonuçta ülkemizde tüm sağlık sepmentlerini endişe verici ve acil önlemler alınması gereken bir noktaya getirmiştir.

Türkiye 1989 St. Vincent, 1993 Kos, 1999 İstanbul Kararlılık bildirgelerini imzalamış olmasına rağmen, geçen yirmi yıl içinde yeterli bir ulusal diyabet politikası geliştirememiştir.
Bu gecikmede, ülkede sağlık sistemindeki merkezi bir yapılanma sistemi ve bu sistemin büyük bir coğrafyada hızla artan nüfus ve bu artışa hizmet vermekte yetersiz kalması kısa sürede değişen hükümetler ve politik istikrarsızlık ve her şeyi devletten bekleyen diyabet elitistleri rol oynamıştır.

Bu noktada St. Vincent bildirgesinin 20. yılında Türkiye Diyabet Vakfı Koordinatörlüğü’nde, diyabet alanında görev yapan 24 sivil toplum, meslek ve hasta örgütü bir araya gelmiş, ülkemizde diyabet tedavi, takip ve bakımında, mevcut sorunların değerlendirileceği, çözüm önerilerinin tespit edileceği ve aksiyon planının geliştirileceği bir ulusal diyabet programını başlatması yönünde konsensus kararı alınmıştır.

Daha sonra tüm kuruluşların katılımıyla D 2020 olarak isimlendirilen proje kapsamında 11 – 12 Eylül 2010 tarihinde “Diyabette Mevcut Durum ve Sorunlar”, 16 – 17 Ocak 2010 tarihinde “Diyabette Çözüm Önerileri” çalıştayı düzenlenmiştir. Her iki çalıştay sonuçları yaklaşık 300 sayfalık iki kitapta toplanarak kayıt altına alınmıştır 23 Ekim 2010 tarihinde yapılan koordinatör kurul toplantısında D 2020 final rapor ve aksiyon planı değerlendirilmiş ve yayına hazırlanmıştır.

D 2020, ülkemizde diyabetin prevansiyonu, tedavisi, komplikasyonların kontrolü, takibi ve bakım kalitesinde rol alan tüm meslek örgütleri ile hasta örgütü sorunların içinden gelen ve yaşayan tüm kesimlerin ortak çalışma ürünüdür.

D 2020, bir sivil insiyatif olarak ülkemizde Sağlık Bakanlığı’nın başlattığı “Türkiye Diyabet Kontrol Programı” çalışmalarına kaynak ve destek olmayı hedeflemektedir.

D 2020 projesi, 2010 – 2020 yılları arasında diyabet kuruluşlarından oluşan bir platform çerçevesinde bir izleme komitesi oluşturarak, Sağlık Bakanlığına ve ilgili kuruluşlara programın yürütülme sürecinde her yıl bir rapor hazırlamayı ve sunmayı planlamaktadır. Bu raporlar ülkemizde yürütülmekte olan diyabetle mücadele programlarının yaşama geçirilme oranını objektif olarak değerlendirecek bir referans kaynağı olmayı ve programın etkinliğine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.

D 2020, ülkelerin diyabetle mücadelesinde yeniden oluşum için alternatif yeni bir modeldir. Bu modelde Ulusal Diyabet Programlarının ülkedeki konu ile ilgili sivil bir platform tarafından bağımsız olarak hazırlanması, devlet ve sağlık otoritelerinin aksiyon planlarını bu programlar temelinde oluşturması ve yürütülmesini önermektedir. Bu ortak paylaşım sorunların çözümünde daha gerçekçi ve objektif olacaktır.

Tüm dünyada büyük bir hızla yayılan diyabetle mücadelede başarı, ancak devlet ve sivil toplum örgütlerinin ortak işbirliği ve mücadelesiyle sağlanabilir.

Unutmamak gerekir ki diyabet 21. yüzyılın gelişen yüksek teknolojisi ile birlikte tüm insanların gündemine gelen ve yaşamı olumsuz yönde etkileyen yeni hayat modelinden kaynağını almaktadır.

Bu nedenle diyabetle mücadele bir anlamda 21. yüzyılın yeni hayat modelinin neden olduğu obezite ile kardiovasküler hastalıklar, hipertansiyon gibi kronik hastalıklarla mücadeledir.

Bu mücadele de ancak güncel ve gerçekçi ulusal programlar oluşturarak kazanılabilir. D 2020 projesi, bu alanda yeni alternatif bir model sunmaktadır.

Programın hazırlanmasında emek veren, katkıda bulunan herkese teşekkürü borç biliyorum.

Diyabet 2020 Projesi’ne Koşulsuz Destek Veren Sanofi-avantis Firmasından Dr. Edibe Taylan’ın Basın Bildirisi;

D2020’ye verdiğimiz destek, diyabet salgınına karşı her yönden mücadele etmek için verdiğimiz sözün göstergesidir.
Bugün burada yüzyılın en önemli sağlık sorunlarından diyabetle mücadele için bir araya geldik. Bildiğiniz gibi diyabet, tüm ülkeleri tehdit eden küresel bir sağlık sorunu. Tüm dünyadaki bu hızlı artışa paralel olarak ülkemizde diyabetli sayısı 10 milyona ulaşmıştır.

Elimizdeki en güncel araştırma olan TURDEP II çalışması hastalığın ülkemizdeki durumu hakkında çok çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Bu veriler bize çok hızlı önlemler almamız gerektiğini söylüyor. Zira son 12 yılda Türkiye’de diyabetin görülme sıklığı  % 90 oranında arttı. Ve buna karşılık ne yazık ki hastaların yaklaşık yarısı diyabetli olduklarını bile bilmiyorlar.

1998 yılına kıyasla diyabet artık 5 yaş daha erken başlıyor. Bunun anlamı en üretken çağında olan genç erişkinlerimizin büyük tehdit altında olduğu. Bu da hem tedavi hem de iş gücü kayıplarının önümüzdeki dönemde bizleri beklediğini gösteriyor.  Dolayısıyla diyabete sadece ciddi bir kronik sağlık sorunu olarak yaklaşmak çözüm olmayacak. Artık diyabete bütünsel bir bakış açısıyla yaklaşmamız gerekli. Hastalığa dair bugünkü bilgilerimiz ışığında hızlı ve kalıcı önlemler alınması zorunlu, aksi takdirde diyabet sadece bireysel olarak yaşamı tehdit eden bir hastalık olarak kalmayacak toplumsal olarak da ciddi yük oluşturmaya devam edecek.

Hastalık, hızla yayılması, hemen hemen tüm yaş gruplarında görülmesi, tüm yaşamsal organlarda kalıcı bozukluklara yol açabilmesi, yüksek maliyetli tedavisi nedeniyle, korunmadan bakıma, bakımdan komplikasyonların önlenmesine kadar her yönüyle ele alınmalı.

Bu tablo karşısında Türkiye’nin ve dünyanın öncü sağlık grubu Sanofi-aventis olarak, biz diyabet hastalarının yaşam kalitesini artırmayı sürekli bir çaba olarak görüyoruz ve diyabet tedavisindeki mücadelenin her aşamasında rol almaya gönüllü oluyoruz. Geliştirdiğimiz ürün ve hizmetlerle diyabetlilerin hastalıklarını kontrol altına almalarına yardımcı olmanın yanında diyabet salgınının yayılmasını önlenmek için bilinçlendirme ve eğitim çalışmaları sürdürüyoruz.

Sanofi-aventis bu hastalığa karşı 85 yıldır önemli çalışmalar yürütüyor. Bu alanda Ar-Ge yatırımlarımız, bilimsel destek çalışmalarımız ve çalışanlarımızın gönüllü katkılarıyla dünyayı kavrıyoruz.

Kuruluşumuzun diyabet alanında uzun yıllara dayanan uzmanlığı, bugünkü araştırma-geliştirme çalışmaları için sağlam bir zemin oluşturuyor ve bu yetkinliğimizi biyoteknoloji, genetik mühendisliği gibi bugünün yenilikçi teknolojileri ile birleştirerek, geleceğin tedavilerini geliştirmek için kullanıyoruz.

Diyabet hastalığında erken tanı, zamanında ve doğru tedavi ile hastalık yönetimi iyi bir şekilde sağlanabilir ve komplikasyon gelişme riskleri de en aza indirgenebilir. Bu doğrultuda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de diyabet hastalığının daha iyi kontrol edilebilmesi için yeni ajanların tedavide yer bulacağını düşünüyorum. Diyabet hastalığının etkin yönetiminde yer alan diğer kuruluşlarla birlikte, yaşamların iyileştirilmesinde önemli katkılar sağlayacağımıza inanıyorum.

‘Diyabet 2020: Vizyon ve Hedefler’ projesi Türkiye’de 2020 yılında diyabetin en iyi şekilde yönetilmesi ve tedavi edilmesine yönelik diyabet vizyonunun, hedeflerin, bunlara ulaşmak için gerekli stratejilerinin belirlenmesini kapsıyor.

Diyabet 2020 Ulusal Diyabet Stratejisi dokümanı ile amaçlanan, 2020 yılına kadar ülkemizde diyabet alanında yapılması gerekenleri bir bütün halinde ortaya koyarak uygulayıcılara destek olmak. Sanofi-aventis olarak, ülkemizin Diyabet 2020 Vizyon ve Hedefler projesine verdiğimiz koşulsuz desteği, ülkemizin geleceğine yaptığımız önemli bir katkı olarak görüyoruz. Bu tür projelere destek veren ya da verecek olan ve bu hastalığın yönetiminde etkin rol oynayan tüm paydaşlarımızla birlikte çalışmaya ve destek olmaya devam edeceğiz. Bu projenin ülkemizin diyabetle mücadelesinde önemli bir kilometre taşı olduğuna inanıyoruz.

DİYABET 2020 Hakkında;

Türkiye’ nin en büyük sağlık sorunlarından diyabet konusunda Türkiye Diyabet Vakfı’nın öncülüğünde, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) ve Sağlık Bakanlığı’ nın yanında yirmiden fazla sivil toplum kuruluşunun destek verdiği ‘Diyabet 2020 Vizyon ve Hedefler Projesi’ çerçevesinde 2009 Eylül ayında ‘sorunlar’, 2010 Ocak ayında ‘çözümler’ çalıştayları yapılmış, bu çalıştayların sonuçları iki ciltlik bir kitap olarak kamuoyunun dikkatine sunulmuştu.

2010 yılının yaz aylarında bu eserleri esas alarak çalışan ulusal ve uluslararası uzmanlar ekte sunulan D 2020 nihai dokümanının ilk taslağını 23 Ekim tarihinde 50’yi aşkın akademisyen, kamu görevlisi, uzman ve katılımcıdan oluşan D2020 Danışma Kurulu’na sunmuştur. Çalışmalar Aralık ayı itibariyle tamamlanmış ve kamu oyuna açıklanacaktır.

Doküman Türkiye’ye diyabet alanında bir çok yeniliğin getirilmesini öngörüyor. Dokümanda yer alan bilgilere göre toplum diyabet açısından 5 ana grupta ele alınacak: Sağlıklılar, diyabet riski taşıyanlar, başlangıç düzeyindeki diyabetliler, diyabeti ilerlemiş hastalar ve ağır diyabetli hastalar. Bu grupların her birisi için farklı stratejilerin geliştirilmesi öngörülüyor. Bu kapsamda ‘hastalık yönetimi’ kavramına dayalı yaklaşımlar öneriliyor.

Türkiye’de diyabetin görülme sıklığı beklenenin de ötesinde bir hızla artıyor. Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun 2030 yılı için tahmin ettiği hasta sayısına Türkiye şimdiden ulaşmış durumda. Diyabetteki bu patlama diyabetle birlikte gelişen kalp krizleri, inmeler, böbrek yetmezliği, körlük, ayakların kesilmesi gibi çok ciddi sağlık sorunlarının da artacağına işaret ediyor.Bu durum sağlık harcamaları açısından da büyük bir artışı beraberinde getirecektir.

D 2020’de getirilen çözüm önerilerinin uygulanması ile Türkiye hem diyabeti kontrol altına alacak, hem de 2020 yılında yılda 10 Milyar Dolara yakın kaynak tasarrufu sağlayacaktır. Çalışmayı Türkiye Diyabet Vakfı koordine ediyor. Sanofi Aventis firması projeye koşulsuz destek veriyor.

19.12.2010 - 3801



İlgili Diğer Yazılar
Düşük Kan Şekeri Diyabete Dönüşebilir!
Düşük Kan Şekeri Diyabete Dönüşebilir!
Şeker Hastalarını Bekleyen Kanser Tehlikesi!
Şeker Hastalarını Bekleyen Kanser Tehlikesi!
Şeker Hastası Olduğunuzun Farkında Değilseniz?
Şeker Hastası Olduğunuzun Farkında Değilseniz?
Sperm Hücreleri, Diyabeti Tedavi Edecek!
Sperm Hücreleri, Diyabeti Tedavi Edecek!
Tatlandırıcı Yerine
Tatlandırıcı Yerine ''Şeker Otu'' Kullanılacak!
Konuyla İlgili Sorular
İlgili Forum Konuları

SAĞLIK HABERLERİ Tüm Haberler Sağlık Haberleri Rss

FOTO GALERİ Tüm Foto Galeriler
Diş Fırçanızı Karanlık Yerde Tutuyorsanız Dikkat! Tehlike Saçıyor
Diş Fırçanızı Karanlık Yerde Tutuyorsanız Dikkat! Tehlike Saçıyor
Yumurtayı Pişirmeden Önce Yıkamak Ne Kadar Doğru?
Yumurtayı Pişirmeden Önce Yıkamak Ne Kadar Doğru?
Kan Lekeli Yumurta Yenir mi?
Kan Lekeli Yumurta Yenir mi?
Lahana Yapraklarını Göğsünüze Sarın, Faydası İnanılmaz
Lahana Yapraklarını Göğsünüze Sarın, Faydası İnanılmaz

SAĞLIK VİDEOLARI Tüm Videolar
Sağlık Video Bitkiler Sağlıklı Yaşlanmayı Destekliyor
Bitkiler Sağlıklı Yaşlanmayı Destekliyor
Sağlık Video Göziçi İğne Nedir? Neden Yapılır? İzmir Kaşkaloğlu Göz Hastanesi
Göziçi İğne Nedir? Neden Yapılır? İzmir Kaşkaloğlu Göz Hastanesi
Sağlık Video Yakını Görememe ve Tedavisi İzmir Kaşkaloğlu Göz Hastanesi
Yakını Görememe ve Tedavisi İzmir Kaşkaloğlu Göz Hastanesi
Sağlık Video Botoks Nedir Kaşkaloğlu Göz Hastanesi
Botoks Nedir Kaşkaloğlu Göz Hastanesi

 

[Hata Bildir]